İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 147

firavunane ihtiyar ve nemrudane iltizam, haccacane ictisar etmekte oldukları enva-ı şirki def’ u reddederek Allahu Zülcelal’i takdis ve tenzih ve müstehak olduğu tesbih ve tazim ve temcidin vücubunu talim ve tarif eder.

Dördüncü Bab: İki makamdır:

Birinci Makam: Allahu Azîmüşşan’ın vücub-u vücud ve vahdaniyetini ve Resul-i Zîşan Efendimiz aleyhissalâtü vesselâmın nübüvvet ve risaletinin hakkaniyetini ism-i a’zam ve esma-i hüsna, melaike-i ulyâ ve mahlukat-ı şetta, cemi’ enbiya-i uzma ve cemi’ evliya-i kübra ve cemi’ asfiya-i ulyâ, hesapsız âyât-ı mükevvenat ve cemi’ masnuat-ı müzeyyenat ve cemi’ zerrat-ı kâinat gibi lâekall on ehemmiyettar bürhan-ı elmas-misal ile ispat edildiği gibi, daha birçok delail-i kat’iyeyi câmi’ bir bahr-i umman-ı hakikattir.

İkinci Makam: Bu makamın her bir kelâm ve kelimesi risalet-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın risaletinin ayrı ayrı birer deliline işaret ettiği gibi, Kur’an-ı Mübin’in en büyük mu’cize-i nübüvvet olduğuna dair sâdır olan bürhanlara ve Habib-i Zîşan (asm) hem Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan her ikisi de vahdaniyet-i İlahiyeye gayet parlak delil olarak bu makamda gösterilmiştir.

Beşinci Bab: Beş nüktedir:

Birinci Nükte: (Hâşiye18) حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ in mertebelerine dair olup zîşuurun ekseriyetle meftun ve merbut oldukları fâni dünyanın fâni, zâil, âfil mahbublarını, hem vefasız, kararsız, rüya-misal olduğunu delail-i muknia ve berahin-i kat’iye serdiyle o kararsız mahbubları hakiki zannederek yanılanları ikaz ile der: “Mevcudatın zevalinde be’s yoktur. Hem masnuatın zevalinden mahzun olma. Hem zeval-i mülkten müteessif olma. Hem mahbubun gaybubetinden mütehassir olma. Hem zahirî müşfik ve mün’imlerin zevaline ehemmiyet verme. Hem zahiren şefik ve latîflerin zevaline acıyıp yanma. Zira onların sâni’i, fâtırı, mâlik-i bâkisi, şahid-i âlimi bâkidir ve onlar o şahit ve nâzır-ı hakikinin daire-i ilmindedirler.

______

18 Hâşiye: Risale-i Hasbiye olan Dördüncü Şuâ, hem bu nüktenin, hem yazılmayan Beşinci Lem’a’nın hakikatini bir derece beyan etmesiyle o Lem’a yerine geçmiş.

firavunane ihtiyar ve nemrudane iltizam, haccacane ictisar etmekte oldukları enva-ı şirki def’ u reddederek Allahu Zülcelal’i takdis ve tenzih ve müstehak olduğu tesbih ve tazim ve temcidin vücubunu talim ve tarif eder.

Dördüncü Bab: İki makamdır:

Birinci Makam: Allahu Azîmüşşan’ın vücub-u vücud ve vahdaniyetini ve Resul-i Zîşan Efendimiz aleyhissalâtü vesselâmın nübüvvet ve risaletinin hakkaniyetini ism-i a’zam ve esma-i hüsna, melaike-i ulyâ ve mahlukat-ı şetta, cemi’ enbiya-i uzma ve cemi’ evliya-i kübra ve cemi’ asfiya-i ulyâ, hesapsız âyât-ı mükevvenat ve cemi’ masnuat-ı müzeyyenat ve cemi’ zerrat-ı kâinat gibi lâekall on ehemmiyettar bürhan-ı elmas-misal ile ispat edildiği gibi, daha birçok delail-i kat’iyeyi câmi’ bir bahr-i umman-ı hakikattir.

İkinci Makam: Bu makamın her bir kelâm ve kelimesi risalet-i Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın risaletinin ayrı ayrı birer deliline işaret ettiği gibi, Kur’an-ı Mübin’in en büyük mu’cize-i nübüvvet olduğuna dair sâdır olan bürhanlara ve Habib-i Zîşan (asm) hem Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan her ikisi de vahdaniyet-i İlahiyeye gayet parlak delil olarak bu makamda gösterilmiştir.

Beşinci Bab: Beş nüktedir:

Birinci Nükte: (Hâşiye18) حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ in mertebelerine dair olup zîşuurun ekseriyetle meftun ve merbut oldukları fâni dünyanın fâni, zâil, âfil mahbublarını, hem vefasız, kararsız, rüya-misal olduğunu delail-i muknia ve berahin-i kat’iye serdiyle o kararsız mahbubları hakiki zannederek yanılanları ikaz ile der: “Mevcudatın zevalinde be’s yoktur. Hem masnuatın zevalinden mahzun olma. Hem zeval-i mülkten müteessif olma. Hem mahbubun gaybubetinden mütehassir olma. Hem zahirî müşfik ve mün’imlerin zevaline ehemmiyet verme. Hem zahiren şefik ve latîflerin zevaline acıyıp yanma. Zira onların sâni’i, fâtırı, mâlik-i bâkisi, şahid-i âlimi bâkidir ve onlar o şahit ve nâzır-ı hakikinin daire-i ilmindedirler.

______

8 Hâşiye: Risale-i Hasbiye olan Dördüncü Şuâ, hem bu nüktenin, hem yazılmayan Beşinci Lem’a’nın hakikatini bir derece beyan etmesiyle o Lem’a yerine geçmiş.