اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
Hadsiz mevcudatı Vâhid’e isnad etmekle kalp mutmain olduğu, yoksa hadsiz müşkülat içinde hadsiz bir ızdıraba mazhar olduğu cihetiyle kuvvetli bir delil-i vahdaniyet göstermekle tefsir ediyor.
On İkinci Pencere:سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى ۞ اَلَّذٖى خَلَقَ فَسَوّٰى ۞ وَالَّذٖى قَدَّرَ فَهَدٰى
âyetinin bir hakikatini, eşyanın aza ve cihazatındaki eğri büğrü hududların verdikleri meyveler noktasında gayet kuvvetli bir bürhan-ı vahdaniyeti göstermekle tefsir ediyor.
On Üçüncü Pencere:تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فٖيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
âyetinin mühim bir hakikatini, mevcudatın muntazam suretleri her biri birer lisan-ı ubudiyet ve mevzun heyetleri her biri birer lisan-ı şehadet ve mükemmel hayatları her biri birer lisan-ı tesbih olduğu cihetle gayet geniş ve kuvvetli ve câmi’ bir delil olduğunu göstermekle tefsir ediyor.
On Dördüncü Pencere:قُلْ مَنْ بِيَدِهٖ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ ۞ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُ ۞ مَا مِنْ دَٓابَّةٍ اِلَّا هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا ۞ اِنَّ رَبّٖى عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَفٖيظٌ
âyetlerinin hakikatlerinden mühim bir hakikatini, zaaf-ı mutlak içinde bir kuvvet-i mutlakanın ve acz-i mutlak içinde bir kudret-i mutlakanın ve fakr-ı mutlak içinde bir gına-i mutlakın ve cümud-u