izah etmiş. Ve keza Yirmi İkinci Söz ve Yirminci Mektub o hakikatin bürhanlarını güneş gibi göstermişlerdir.
9. وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ Çok letaif-i mühimmesinden en mühim latîfesini ve en güzel meyvesini ve en tatlı faydasını Dokuzuncu ve On Birinci Sözler ve Yirmi Birinci Söz’ün birinci kısmı ve Dördüncü Söz gayet güzel bir surette beyan etmiştir.
10. وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ Pek çok esrar ve hakaik-i mühimmesinden o ibaredeki i’cazı gösterecek ve hakikatindeki maslahat-ı âliyeyi bildirecek en mühim sırrı hem İşaratü’l-İ’caz’da hem İ’caz-ı Kur’an’a ait Yirmi Beşinci Söz’ün birinci şulesinde hem Yirmi İkinci Mektub’un ikinci kısmında güzel izah edilmiştir.
11. وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ Hakaik-i mühimmesinden ve bürhan-ı kat’iyesinden en mühimlerini Risaletü’n-Nur’un Onuncu ve Yirmi Dokuzuncu Sözleri gayet kat’î ve yakînî bir surette o hakikat-i haşriyeyi ve iman-ı bi’l-âhireti ispat ve beyan etmiştir.
12. وَاُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Fevaid-i mühimmesinden ve semerat-ı âliyesinden en mühimlerini Risaletü’n-Nur mizanları (muvazene suretiyle) ehl-i iman ve ehl-i tuğyan ve ehl-i dalaletin muvazene-i hallerinden tezahür eden semerat-ı imaniyeyi ve bilhassa Otuz İkinci Söz’ün üçüncü mevkıfının uzun muvazenesi, o semerat-ı âliyeyi ve fevaid-i gāliyeyi göstermiştir.
Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Dokuzuncu Kısmı:Turuk-u velayet hakkında dokuz telvihtir ki TELVİHAT-I TİS’A namıyla maruf bir risaledir.
Birinci Telvih: Tarîkatın sırrını ve mi’rac-ı Ahmedînin (asm) sayesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-u ruhanî neticesinde; zevkî ve halî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur’aniyeye mazhariyet olduğunu beyan edip insanın mahiyet-i câmiasında akıl nasıl ki hadsiz fünuna istidadı ve ıttılaı cihetiyle mahiyeti inkişaf