YİRMİ DOKUZUNCU MEKTUB:
Dokuz kısımdır. Yirmi dokuz nükte-i mühimme içinde vardır.
O dokuz kısım, küçük büyük on yedi risaledir.
Birinci Kısım olan Birinci Risale:بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ ۞ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
مَالِكِ يَوْمِ الدّٖينِ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ
صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖينَ ۞
هُوَ الَّذٖٓى اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ
هُنَّ اُمُّ الْكِتَابِ وَاُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ… الخ
âyetlerinin bazı sırlarını dokuz nükte ile tefsir eder.
Birinci Nükte: “Kur’an’a ait ve Kur’an’ın esrarı bilinmiyor ve müfessirler hakikatini anlamamışlar.” diyenlere karşı mühim bir cevaptır.
İkinci Nükte: Kur’an-ı Hakîm’de
وَالتّٖينِ وَالزَّيْتُونِ ۞ وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَا
gibi kasemat-ı Kur’aniyedeki mühim bir hikmeti beyan ediyor.
Üçüncü Nükte: Surelerin başlarındaki birer şifre-i İlahiye olan huruf-u mukattaaya dairdir.
Dördüncü Nükte: Kur’an-ı Hakîm’in hakiki tercümesi kabil olmadığından ve manevî i’cazındaki ulviyet-i üslup tercümeye gelmediğinden, mühim bir beyanla, üslub-u Kur’aniyedeki bir lem’a-i i’caziyeyi gösterir.
Beşinci Nükte: “Elhamdülillah” cümlesinin ifade ettiği mananın en kısası, bir satır kadar olduğunu ve hakiki tercümesinin kabil olmadığını gösterir.