Üçüncü Sual: “Âl-i Beyt’in başına gelen feci ve gaddarane muamelenin hikmeti nedir?” Gayet mühim bir cevap veriliyor.
Dördüncü Sual: “Âhir zamanda Hazret-i İsa’nın (as) nüzulü ve Deccal’ı öldürmesi ve insanlar umumiyetle din-i hakkı kabul etmesi ve kıyamet vaktinde Allah Allah diyenler bulunmaması rivayet ediliyor. Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl küfre gidilir?” suallerine karşı, merak-âver ve hakiki bir mühim cevap veriliyor.
Beşinci Sual: “Kıyametin hâdisatından ervah-ı bâkiye müteessir olacaklar mı?” cevabında, mühim bir hakikat beyan ediliyor.
Altıncı Sual: “ كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ âyetinin hükmü; âhirete, cennete ve cehenneme ve ehillerine şümulü var mı, yok mu?” cevabında, gayet mühim ve merak-âver ve kuvvetli bir cevap verilir.
Bu risaledeki sualleri merak edenlere bu risale bir iksir-i a’zamdır.
ON ALTINCI MEKTUB:
اَلَّذٖينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ
فَزَادَهُمْ اٖيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
âyetinin bir sırrını, başıma gelen bir hâdise münasebetiyle beş nokta ile tefsir ediyor.
Birinci Nokta: Hak ve hakikat olan hizmet-i Kur’aniye, şimdiki zamanda çoğu yalancılıktan ibaret ve bid’a ve dalalet olan siyasetten beni kat’iyen men’ettiğine dairdir.
İkinci Nokta: Hayat-ı ebediyeye ciddi çalışmak ve zararsız ve müstakim yol ile Kur’an’a hizmet etmek, elbette dağdağa-i siyasetten çekilmeyi iktiza ettiğinden; ehl-i dünyanın hata ve harekâtlarını hoş görmek değil belki kalplerimizi bulandırmamak için bakmamaktayız.
Üçüncü Nokta: Başıma gelen ağır tazyikat ve musibetlere karşı tahammülümün mühim bir sebebini iki vakıa ile beyan eder.