Hususan, muhabbet hakkındaki semerat-ı dünyeviye ve uhreviye; ehl-i dalalet için ne kadar elîm, ehl-i hidayet için ne kadar hoş olduğunu gösterir.
Bu üçüncü mevkıf hakkında bazı müdakkik kardeşlerimiz demişler ki: “Sair risaleler yıldızlar olsa bu güneştir.” Diğer biri ona mukabil demiş: “Her bir risale, kendi âleminde ve kendine mahsus sema-i hakikatte birer güneştir. Uzak olanlara yıldız, yakın olanlara şemstirler.” (Hâşiye6)
OTUZ ÜÇÜNCÜ SÖZ:
Otuz üç Mektub’dur. On beşi, Küçük Sözler gibi küçüktürler. Mütebâkisi büyüktürler. Küçüklerden iki sahifeli bulunduğu gibi, büyüklerden de dört yüz sahife kadar olanı vardır. Hattâ Otuz Birinci Mektub’un yarısı on beş risale olmuştur.
***
______
6 Hâşiye: Bu mevkıfın –birinci müstensih, tevafuktan hiç haberimiz yokken, acele ve bazen gece vaktinde yazdığı– bir nüshasında hârika bir tevafuku gördük. Bazen bir sayfada otuz tevafukat bulunuyor. O ihtiyarsız olan tevafukatı, o mevkıfın bir sırr-ı kerameti telakki ettik.