Ecdad-ı izamın o büyük ruhları küskün
Zira ne küfürler okunur onlara her gün
Yağmıştı o gün âh ne kederler ne elemler
Âciz onu hep yazmaya, eller ve kalemler
Binlerce yetimin yıkılan kalbini sen yap
Affet yeter artık, o Habib aşkına yâ Rab!
Derken yeter artık, bizi affet güzel Allah
Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh
Buz parçası halinde bulut, bir yere düşmüş
Erkek ve kadın hepsi de ol semte üşüşmüş
Ol nurdan gelen Risalei’n-Nur
Hallak-ı Rahîm eyledi mahlukunu mesrur
Zulmet dağılıp başladı bir yepyeni gündüz
Bir neşe duyup sustu biraz ağlayan o göz
Bir dem bile düşmezken onun âhı dilinden
Kurtuldu, yazık dertli beşer derdin elinden
Ol taze güneş, ülkeye serptikçe ışıklar
Hep şâd olacak, şevk bulacak kalbi kırıklar
Her kalbe sürur, her göze nur doldu bu günden
Bir müjde verir sanki o bir şanlı düğünden
Arz eyleyelim ol yüce Allah’a şükürler
Kalkar bu kahr u cehl ve dalal, şirk ve küfürler
Ol nur-u hüda saldı ziya, kalbe safa hem
Gösterdi beka, göçtü fena, buldu vefa hem
Çıkmıştı şakî, geldi nakî, gördü adâvet
Eylerdi nefiy, oldu hafî nur-u hidayet
Allah’a şükür, kalkmada hep cümle karanlık
Allah’a şükür, dolmada hep kalbe ferahlık