İçeriğe atla
El-Hüccetü'z-Zehra Risalesi
On Beşinci Şuâ · Sayfa 64

ve Ali (ra), Hasan (ra), Hüseyin (ra) ve Ehl-i Beyt’in on iki imamı ve Gavs-ı A’zam, Ahmed-i Rufaî, Ahmed-i Bedevî, İbrahim-i Desukî, Ebu’l-Hasan-ı Şazelî gibi aktablar, imamlar ittifakla, hakkalyakîn bir itikadla ve keşfiyat ve müşahedatla ve ümmette gösterdikleri hârika irşadatla ve kerametlerle, risalet ve hakkaniyet ve sadıkıyet-i Muhammediyeye (asm) imanları ve şehadetleriyle imza basıyorlar.

Onuncusu: Enbiyadan sonra en muhterem ve yüksek taife ve ümmi ve bedevî oldukları halde az bir zamanda nur-u Muhammedî (asm) ile şarktan garba kadar âdilane idare edip cihangir devletleri mağlup ederek müterakki, fenli, medeni, siyasî milletlere üstad, muallim, diplomat, hâkim-i âdil olarak o asrı bir asr-ı saadet hükmüne getiren sahabeler; Muhammed’in (asm) her halini tetkik ve taharriden sonra gözleriyle gördükleri çok mu’cizatın kuvvetiyle eski düşmanlıklarını ve ecdadlarının mesleklerini ve çokları –Hâlid İbn-i Velid ve İkrime İbn-i Ebucehil gibi– pederlerinin taraftarlıklarını, kavim ve kabilelerini tamamıyla bırakıp bütün ruh u canlarıyla, gayet fedakârane bir surette İslâmiyet’e girerek aynelyakîn derecesinde Muhammed’in (asm) sadıkıyetine ve risaletine imanları; sarsılmaz, küllî bir şehadettir.