İçeriğe atla
El-Hüccetü'z-Zehra Risalesi
On Beşinci Şuâ · Sayfa 35

şehadet ettikleri dâr-ı âhiretteki hayat-ı bâkiyeye inanmayan bir insan, kendini dünyada dahi küfürden neş’et eden bir manevî cehenneme atar, daima azap çeker.

Rehber’de izah edildiği gibi bütün geçmiş ve gelecek zamanlar ve mahluklar ve kâinatlar, zeval ve firaklarıyla mütemadiyen onun ruh ve kalbine hadsiz elemleri yağdırıyorlar, cehenneme gitmeden evvel cehennem azabını çektiriyorlar.

Sâlisen: يَوْمِ الدّٖينِ remziyle büyük ve kuvvetli bir hüccet-i haşriyeye işaret eder. Fakat bu makamda birden bir hal, o hücceti başka zamana tehirine sebep oldu belki de ona daha ihtiyaç kalmadı. Çünkü Nur Risaleleri, geceden sonra gündüzün ve kıştan sonra baharın gelmesi kat’iyetinde yüzer kuvvetli hüccetlerle haşrin sabahını ve neşrin baharını ispat etmişler.

BEŞİNCİ KELİME: اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ dir. Bundaki hüccete işaretten evvel hakikatli bir seyahat-i hayaliyeyi Yirmi Dokuzuncu Mektub’un izahına binaen kısaca beyan etmek kalbe geldi. Şöyle ki: