ifrat-perverane keşmekeşleri idi. Bu metalib-i seb’ada; nasıl ki yedi renk çevrilse yalnız beyaz görünür, bunda da yalnız ziya-yı şeriat-ı beyza tecelli etti. Zira fesadın önüne set çekti.
Elhasıl: Sekiz dokuz ayda gazetelerin heyecan verici neşriyatıyla ve fırkaların cemiyetlere fedai yazmakla ve inkılabı vücuda getiren zevatın tahakkümatıyla ve itaat-i askeriyeye münafî olan hürriyet-i mutlaka efrada sirayetle ve âdab-ı diniyeye muhalif zannettikleri şeyleri bazı dikkatsizlerin efrada telkinatıyla ve itaat bozulduktan sonra müstebitler, cahil mutaassıplar, dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan olanlar iyilik zannı ile o bataklık zeminde tohum ekmeye başlamasıyla ve devletin umum siyaseti cahil efradın elinde kalmakla ve bir milyona yakın fişek havaya atılmakla ve dâhil ve hariç müddeîler parmak vurmakla ortalık anarşistlik haline girdiğinden bu hâdisenin istidad-ı tabiîsi, herc ü merc ve müdahale-i ecnebi iken min indillah ism-i şeriat, o müteaddid sebeplerden çıkan ervah-ı habîse ve münteşireyi yuvalarına ircâ ile on üç asırdan sonra bir mu’cize daha gösterdi.
Hem geçen inkılab-ı azîmde ordu ve ulemanın “Meşrutiyet, şeriata müsteniddir.” diye yükselen sadâsı, umum ehl-i İslâm’ın vicdanlarını