İçeriğe atla
Bediüzzaman Cevap Veriyor
İfade-i Meram · Sayfa 6

yüzlerine çarpıyor. Menfî gayretkeşler, iftiralarına hakikat süsü vererek neşre çalışırlarken; ayn-ı hak ve mahz-ı hakikat olan bir bedaheti beyan etmek, hele o iftiraları esası ile çürütmek için neşretmek zarureti ortaya çıktı.

Malûmdur ki bir zatı bilmek ve tanımak için evvela onun tarihçe-i hayatı gözden geçirilir. Hayatının muhtelif safha ve tabakalarında ve cemiyetin ayrı ayrı inkılablara dûçar olduğu zaman ve devirlerde, nasıl hareket ettiği tetkik edilir. Bu suretle inanışlarında, kanaat ve fikirlerinde ve davasındaki sadakati, azmi, doğruluğu ve sebatı tebeyyün etmiş olur.

Sonra o zatı tarif eden bir cihet de onun eserleridir. Eserleri ile o zatın; akıl, kalp, ruh gibi manevî ve hakiki şahsiyetinin derece-i vüs’at ve kıymeti tebarüz eder. Bilhassa zatının mir’atı olan eserleri, insan kitlelerinde müsbet tesir husule getirmiş ve yapıcı bir rol oynamış ise bu daha güzel ve ekmel bir tarif edicidir.

Sonra o zatı bildiren ve tanıttıran başka bir cephe de: Görüştüğü, tanıştığı ve beraber çalıştığı arkadaşları, dostları ve eserlerini okuyan ve hayatını tetkik ederek ilim ve hikmet mizanı ile konuşan, muasırları olan insanlardır.

Mümtaz ve dâhî bir şahsiyetin, zatının tereşşuhu ve âyinesi hükmünde olan bu üç