ve muhabbeti, yıkılmaz bir kuvvet, aşılmaz bir set hükmünde manevî bir tesir icra etmektedir.
Vakıâ henüz umumî ve istisnasız bir ıslah müşahede edilmemektedir. Ve Risale-i Nur’a muhalif olan ve dersinden şimdiye kadar nasibdar olmayan bazı bîçareler bulunmakta ve bazı muhitlerde gizli ve aşikâr din ve ahlâk düşmanlığı yapılabilmektedir.
Bununla beraber kıymet ve ehemmiyet, kemiyetten ziyade keyfiyette olduğundan imanlı, karakterli ve yüksek vicdanlı zatlar ve rıza-yı İlahîyi düstur-u hareket ittihaz eden, İslâmiyet’in, milletin terakki ve tealisi için fedai olmak derecesinde ihlas aşkını kazananlar ve bu yolda azim ve sebat gösterenler, şerre karşı terazinin öbür kefesinde hayrın ağır basmasına vesile olmaktadırlar.
İşte böyle çok yüksek ve saadetli bir neticenin, vatan ve milletin selâmeti namına ne kadar elzem ve tebriğe lâyık olduğu aşikârdır. Hal böyle iken hakikatin tam aksine ağır ittiham ve iftiralar; bu saadet yolcuları için aslâ bir noksanlık ve zayıflık değil ve ruhlarına fütur vermek değil, bilakis rıza-yı İlahînin parıldayıp dalgalanmasına, kalplere, vicdanlara ebediyet ve sermediyet âleminin nur ve feyzinin