kendi muhalif veya muhalefet edenlere karşı sükût etse acaba keffaret-i yemin vermek lâzım gelmez mi? Ve millet yalancı olmaz mı? Ve masum olan efkâr-ı umumiye; yalancı, bunak ve gayr-ı mümeyyiz addolunmaz mı?
Elhasıl: Şedid bir istibdat ve tahakküm, cehalet cihetiyle şimdi hüküm-fermadır. Güya istibdat ve hafiyelik tenasüh etmiş. Ve maksat da Sultan Abdülhamid’den istirdad-ı hürriyet değilmiş. Belki hafif ve az istibdadı, şiddetli ve kesretli yapmakmış!
Yarım Sual: Nazik ve zayıf bir vücud ki sivrisineklerin ve arıların ısırmasına tahammül edemediği için gayet telaş ve zahmetle onları def’e çalışırken biri çıksa dese ki: “Maksadı sivrisinekleri, arıları def’etmek değil belki büyük arslanı ikaz edip kendine musallat etmek ister.” Acaba böyle demekle, hangi ahmağı kandıracaktır?
Sualin diğer yarısı çıkmaya izin yoktur.
Ey paşalar, zabitler! Bütün kuvvetimle derim ki:
Gazetelerde neşrettiğim umum makalatımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i şeriatla