Bedîüzzaman’ın 31 Mart Vak’ası’nda yatıştırıcı olduğunu ispat eden Divan-ı Harb-i Örfîde verdiği ifade ve verilen beraet.
(31 Mart Vak’ası’nda Bedîüzzaman, Divan-ı Harb-i Örfîye sevk ediliyor. Verdiği ifadede, Anadolu belki âlem-i İslâm vüs’atindeki hizmetlerini birer “cinayet” tavsifi ile zikrederek yaptığı müdafaa neticesinde, 31 Mart Vak’ası’nın müşevviki değil bilakis bastırıcısı olarak hareket ettiği sabit olduğundan hakkında beraet kararı verilip takdirle serbest bırakılıyor. Millet ve memleketin kurtuluş, selâmet ve saadeti yolundaki müsbet faaliyetlerini inkâr edenlerin yüzlerine bir şamar olarak –aksiyle müsemma olan– bu cinayetleri aşağıya dercediyoruz.)
BİRİNCİ CİNAYET: Geçen sene bidayet-i Hürriyet’te elli altmış telgraf umum şark aşiretlerine sadaret vasıtasıyla çektim. Meali şu idi:
“Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise hakiki adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir. Hüsn-ü telakki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz meşrutiyettedir.