Eser, emsali gibi nurlu ve hikmetlidir. İnşâallah temenni buyurduğunuz vecihle ümmet-i Muhammed’in içtimaî ve pek mühim bir yarasına kat’î deva olur. Doğrudan doğruya nur-u Kur’an olan mübarek Sözler’in kasd ve işaret edilmek istenildiğini arz ettim ve makam-ı tasdikte şimdiye kadar kendisine birkaç Söz’ü de okudum ve imkân buldukça da okuyacağım. Lâyüad ve lâyuhsa niam-ı Sübhaniyesine mazhar olduğum Allahu Zülcelal tebâreke ve teâlâ ve takaddes hazretlerine hamd ve şükürden âciz, isyan ile âlûde iken zat-ı üstadaneleri bizi izn-i Rabbanî ile o mübarek, münevver Sözler ile irşad edip zulmetten nura çıkardınız.
Taharri-i hakikat ile ömür geçirir iken mukadderat bu âsi bîçareyi de beş sene evvel Şah-ı Nakşibend Hazretlerinden Muhammedü’l-Küfrevî Hazretlerine doğru açılan tarîk-ı Nakşibendîye idhal eylemişti. Sonra muvakkat bir küsuf neticesi olarak yol kaybolmuş, zulmet ve dikenler içinde kalınmış iken nurlu Sözler’inizle zulmetten nura, girdaptan selâmete, felaketten saadete çıktım.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّٖى
Ferman buyuruyorsunuz ki: “İmanı kurtarmak zamanıdır.”
عَلَى الرَّاْسِ وَالْعَيْنِ
Hulusi
***
Bu defa bu bîçare talebesine ihsan ettiği hediyeyi, gıyabî muhiblerinden Fethi Bey ismindeki komşumuzla okuyorum. Baştan başa mu’cize-i kübra-yı Ahmediyeyi ilan eden On Dokuzuncu Mektub’un tahsisen bendelerine irsali, yeniden hayata avdet etmiş kadar müessir olmuş ve mütalaası rikkat damarlarımı tahrik ederek hayli ciddi gözyaşı akıtmaya vesile olmuştur.
Hulusi
***
Ruhu, feza-yı kâinatta beyne’l-ecram seyr-i seri ile seyahat ettirecek tarzda tulû eden manzume-i hakikat, bilhassa bizler için büyük mazhariyettir. Tarîk-ı Nakşî hakkındaki fıkraya mukabil “tarîk-ı